NOSTALJİ

  

Nafiye       Çelik Mehmet İnce ( gazetesinden alınmıştır).

Karadan yol iz yoktu o zamanlar.Tek direkli ve yelkenli deniz motorlarıyla yük ve yolcu taşınırdı. Kıyıdan.denizde devamlı takip ettiğimiz    Şahinbahri, Kırlangıç, Savaştepe, Sarıçiçek,  Karatepe, Çırçır,- Hüdaverdi aklımda kalan Deniz motor-ları..O yıllar 1950'lilerde başlayan ve 1960'lı yıllara kadar süren, köylerden şehirlere hızlı göçün zamanıydı. 
Karadeniz'in her ufak sahil kentine uğrayıp hem yük hem yolcu taşıyan vapur zamanıydı. Yolcu vapuru Abana'ya uğrar,  Bozkurt'lular binmezdi. Onlar için İlişi'ye tekrar yanaşırdı.
 

Ayni vapurla yolcu ineğini,eşeğini de getirirdi. Haftada bir gün gelen bu yolcu gemisi ne kadar ilgimizi çekerdi. Ülgen,Tırhan,Kadeş,Anafarta,Etrüsk isimlerini unutmamız mümkün değildir.

O zamanlar Nahiye devrini yaşayan Çatalzeytin'de petrol lambaları,sisli (teneke) el fenerleri kullanılırdı. Herkes bağ, bahçe yapar, hayvan beslerdi. İneği olmayan ev yok gibiydi.Çarşılının bostan yeri  Çayağzı'ydı.

Karadeniz köpürür dalgalarını yola serer. Hızını alamaz çarşıyı ziyaret eder, dükkanların bodrumlarına kadar inerdi. Sonra geri çekilir,kıyılarda ve yol kenarlarında kum yığınları oluşturur ve bu kum yığınlarının üzerinde bahar ve yaz aylarında mavi mavi çiçekler,al al gelincikler açardı. O zamanlar ilkokulumuza taş merdivenle çıkılırdı. Çatalzeytin, batıda Fahri Efendi'nin (İnce), doğuda İsmail Efendi'nin (KARAOSMANOĞLU) evinde nihayet bulurdu.

O zamanların havası sanki daha güzeldi, sanki suyu daha tatlıydı.Komşuluklar o kadar güzeldi ki herkes birbirini candan sever,yardımına koşardı. Çarşının ortasında şimdiki çeşmenin yerinde suları göklere yükselen  şadırvan, deniz   kenarlarında motorları çakan demir halatlı ırgatlar vardı.Akşam olunca kahvehaneler de lüks lambaları yanar,çarşının muhtelif yerlerinde sisli fenerler karanlığı delmeğe çalışırdı. Müezzin Mehmet Efendi Minareye çıkar, gür sesiyle ezan okur, ramazanda annelerimiz, bacılarımız ellerinde fenerlerle camiye gelirlerdi.

Yıl 1953'tü.Haziran ayının son günlerini yaşıyordu Çatalzeytin.Sabahtan hava güzel deniz pırıl pırıldı. Güllüsu'dan gelen acı bir haberle Çatalzeytin bir anda suskunluğa büründü.

Türkeli Kirtozaltı'nda esnaflık yapan Tahir Usta, gelini küçük oğlu Alişan ve yakın akrabaları olan Çatalzeytin'li Mustafa Usta'nın kızı Nafiye ile birlikte sandalla bakla çalısı getiriyorlardı. Güllusu kayalıklarını geçerken fırtına çıkıyor,deniz patlıyor, sandal alabora oluyor.

Nafiye 19 yaşında genç ve güzel sahil kızıdır,iyi yüzme bilmektedir.(O zamanlar kadınlar gece denize girerlerdi.) Kendine güvenerek elbiseleriyle denize atlar .Azgın dalgalarla büyük mücadele verir.Tam kıyıya yaklaştığı sırada belindeki peştemalı yüzünü kapatır, kulaç atamaz, boğulur.

O deniz kazasında Tahir Usta, gelini ve Nafiye boğuldular,kurtarılamadılar.Boğuldukları yer Güllüsu oldu.

30 Haziran 1953.Çatalzeytin halkı deniz kıyısında. Ebedi istiratgaha sevkedilecek bir yolcu Nafiye bekleniyor. Herkes büyük acı içinde.Nafiye'nin cenazesini getiren sandal Akçay burnunda göründü. Gençliğine doyamayan Nafiye 'yi toprağa verdiler